İş görüşmesi bahanesiyle güzel geçirilen bir hafta sonu..Yine İzmir..Uzun zamandan sonra güzel bir İzmir sabahında deniz kenarında yapılan zoraki 2 dilimle geçiştirilen bir kahvaltı..Ardından arkadaşlarla görüşme..Ve nihayetinde deniz mahsüllü penne..Kalamar..Tıka basa yedikten sonra kordonun çimlerine kendini yayıverme..Herşey için arkadaşlara tşkler..
Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin...
Yalnızlığa dayanırım da,
Bir başınalığa asla.
Yaşlanmak hoş değil duvarlara baka baka.
Bir dost göz arayışıyla.
Saat tıkırtısıyla...
Korkmam, geçinip gideriz biz mutluluğuyla,
Ama ;
'Günün aydın , akşamın iyi olsun' diyen
biri olmalı
bir telefon sesi çalmalı ara sıra da olsa
kulağımda.
Yoksa ;
Zor degil, hiç zor değil, demli çayı bardakta karıştırıp,
bir başına yudumlamak doyasıya,
Ama:
'Çaya kaç şeker alırsın?'
Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra...
Sonunda bir düğün merasimini de atlatmış bulunuyorum..Çok sevgili kankam Halit'in abisini evlendirdik bu hafta sonu.. baya yorucu bir dönemdi benim için..Off off..Üzerimde ki kıyafet tamamen anne zoruyla giydirilmiş ve sonradan benim dağınıklığımla saçılmış bir kreasyon olup way be ne şişkoymuşum dediğim bir poz.. :DArkadaki demirli yer ise benim "mapusum" da diyebileceğim iş yerim...
Ve yeni yeniden bir berber hatası sonucu ve ardından eh değişim iyidir diye kendimi avutmalarımdan birisi daha.. ben kendisine eskiden yaptığım gibi çizgi şeklinde istediğimi belirttiğim halde benim kör berber ki cidden öyledir çocuk paso yamuk kesio ve nası oluyorda göremiyor şaşıyorum.. Abeeem şurasına fazla dalmışın..Abeeeem şurada çok dik inmişin.. off yoruyor beni yoruyor.. neyse durum budur .. az daha uzatıp ucuna boncuk mu taksam ??? fikirlerinizi beklerim.. :)
sevmenin pek az çeşidi vardır gönül raflarında. birini ya da bir şeyi, seversiniz ya da çok seversiniz.
ama iş sevememeye gelince sonsuz seçenek vardır önünüzde. ister sinir olursunuz, ister gıcık olursunuz, iğrenirsiniz, tiksinirsiniz. hatta sık sık nefret bile edersiniz.
ne yazık..
ne yazık insan sevmeme çeşitlerine harcıyor mesaisinin çoğunu. oysa sevin dedi tanrı. adı sevgili olanlar bile karşılık istiyor kalbinin atış hızına. ben seni seviyorum ama dur bakalım sen de beni benim seni sevdiğim kadar seviyor musun.
oysa sevin dedi tanrı. önce sizi sevmeyenlerden başlayın işe. karşılık istemeden, pazarlıksız sevin. sizi seveni de sevmeyeni de.
yalnızlık her kimliğe doğuştan yazılı tek uğraşıdır insanın bir yaşama sırasında. tek sermayesi sahip olduğu tek şeydir kıymetini bilmelidir dedi.
yalnızdır insan hep kalabalıklara karışma telaşı bundandır. kalabalık yalnızlıklar yalnız kalabalıklar oluşur şehir şehir ülke ülke.
kalabalık arttıkça artmaktadır yalnızlık da.
insan bir ölümü istemez bir de ondan beter yalnızlığı ama ikisi de muhakkak gelir başına bir yalnız yaşama sırasında.
ölümünün değil ama yalnızlığın bir tek çaresi var dedi. tek çaresi aşktır bir yalnız yaşama sırasında nefes almanın. aşk da zaten iki yalnızlığın ortak bir yalnızlıkta buluşmasıdır dedi. aşık olun gösterin birbirinize yalnızlıklarınızı. nasılsa ayrılık insanın kendi tek kişilik yalnızlığını özlemesi. sade ölüm değil ayrılık da yaşamın emri.
evet söyledi ya da ben duydum. duyduğuma göre elbet bir ses söyledi bu söylendikçe usülen söylenir olan sözleri. evet duydum söyledi. her duyduğum ağladım. pek çok ağlayışım sırasında duydum. kalbim tutanak tuttu duyduklarıma.
soruldu dedi cevap alındı. yaşamak dedi tek marifetiniz biraz özen gösteriniz.
zulüm kimse zalimlilk yapmayınca biter, mazlumlar dahil dedi.
ama yapmayın o daha bir çocuk dedi tanrı. ya gördüm neyleyim insanlar vardı duvarın içinde. ya ben hep duvara konuştum, ya da duvar değil konuştuğum, içinde insanlar var. nedense beni anlasın istedim içinde insan olan duvarlar. bilmiyorum belki de ben gerçekten delirdim onlar haklı belkide. içinde değil duvarların insanlar, sadece arasındalar.
Yaz sıcaklarının hakim olmasıyla birlikte sakallarımın içinde kalan bölgelerde çeşitli organizmalar türemiş bulunmaktaydı..Buna iğrenç bi şekilde sivilce demeyeceğim öle gözle görülür birşey değil fakat içinde kistimsi bir olgu oluştu..Belki de içimden fırlamaya çalışan şeytanın tohumudur..Bunu da bilemicem.. O kadar kilise camii dolaştım hangi arada sızdı bedenime farketmedim bile.Olan oldu ve bende bir değişim oldu.. Bu değişim içerisinde yok olmamak adına,gidip bu illetten kurtulma çabalarına girdim.. Sakalları kestirip kutsal su ile yıkandım..
*Acaip terledim peçeteyle kendimi kurularkene muzip birisi durmayıp çekmiş..
*Lan oğlum ikimiz bi kadraja giremedik..Bu poz kaç kere çekildi..En düzgünü bu düşünün
*Yaw sen çok uzun çıktın az eğil..Yanında kısa kaldım..(Diff eğilir)
Harika bir gün geçirdim bugün.Malum son zamanlarda şu can sıkıcı iş yüzünden (kimilerine göre ohhh ne rahat tüm gün msndesin modu) ama çoluk çocuk çenesi çekip durmaktan iki insan yüzü gördüğüm yoktu.Çok sağolsun canım arkadaşım beni ziyarete geldi..Üşenmedi etmedi diyecem ama zatan 20 dklık bi minibüs yolculuğu ile geldi yanıma bi zahmet o kadar katlansın diyemiyorum işte..Bu sıcaklarda 5 dklık yolculuk bile adamı çileden çıkartabiliyor (ki ben tüm gün 2 klima altında bile zor duruyorum)Arkadaşım geldi oturduk bişiler yedik içtik ama anlatılamaz bir muhabbet..Heralde bizim köyün delisi ilan edilmişimdir bugün ki kahkahalarımdan ötürü.Kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır.Bir insan bu kadar samimi bu kadar içten ve eğlenceli olabilir.Kimi insanlar vardır iki muhabbet edebilmek için ömrünü törpüler.Bir laf edersin 2 saat düşünürsün başka ne konuşabiliriz diye..Ki ikimizide bile bilir haliyle çenebaz insanlarız..Bir arada oluncada birbirimize pek laf bırakmıyoruz..Bugünden çekilmiş bi iki kareyi sunayım..Bensiz günlerini sen unut artık Seven yüreğinde şimdi ben varım
Seven yüreğim kor olana kadar Gözlerimin feri solana kadar
Nesi varsa senin inanki bu ömrümün Satır satır sana ait her hikayesi
















